Roma İmparatorluğu’nun başkenti olmasıyla bir metropole dönüştü Konstantinopolis. Bugün nüfusu bile hesaplanamayacak büyüklükte bir “megapol” İstanbul… İlk kent ve son kent, Boğaz’ı sualtından kat etmeye hazırlanan bir tünelde karşılaştı. Asya’yı Avrupa’ya bağlayacak bu tüneli hayata geçirmek için hızla ilerleyen dev Marmaray Projesi, İstanbul kent merkezinde bugüne kadar yapılan en kapsamlı arkeolojik kazıların ve önemli keşiflerin nedeni oldu.

Kent trafiği için kritik kimi noktalarda, 2004 yılından beri sürdürülen inşaat ve kazılar yüzünden büyük sıkıntı yaşıyor İstanbullular. Örneğin Üsküdar meydanı, sürekli değişen yol güzergâhları ve mutlaka bir yarısı kapalı haliyle bir meydandan başka her şeye benziyor. Aynı sorun Kadıköy Ayrılık çeşme, Cağaloğlu ve Aksaray gibi merkezler, hatta İstanbul Boğaz’ındaki deniz trafiği için de geçerli. Ancak tüm bu sıkıntıların büyük, hem de çok büyük bir nedeni var: Cumhuriyet tarihinin en önemli projelerinden Marmaray.
Üç milyar dolar bütçeli bu dev proje, İstanbul’un iki yakasını, raylı ulaşım taşıtlarının kullanabileceği bir tüp tünelle bağlayacak. Bu geçiş, o zaman için hayali bir beklenti olmakla birlikte, son Osmanlı padişahlarının bile arzuladığı bir ihtiyaçtı. Ve ancak yeni milenyumun teknolojisi ve kaynaklarıyla hayata geçirilebiliyor. Sadece mühendislik hesapları 20 yılı geride bıraktı. Yanı sıra kayaç ve zemin etütlerini yapan jeologlardan depremcilere, Boğaz’ın balıklarını sayan biyologlardan antropologlara pek çok bilim adamını da seferber etti. Fakat projenin kentin toprağa gömülü yerleşimlerinden geçmesi arkeologları, pek çoğuna göre daha uzun bir mesaiye sürükledi.