Şehir hayatının karmaşasından uzak ama yakın bir tatil arayanların adresi Marmara Adaları. Sabah suyun üzerinde güneşin gülümsemesini görmek, akşam denizin mora dönen karanlığına dalmak… Paşalimanı, Ekinlik, Marmara ve Avşa, deniz ve huzur dolu, rahat ve sıcacık bir tatil arayanları bekliyor.

Tatil ayları da geldi çattı. Okullar son zili çalınca, pek çok insanda kenti terk etme duygusu sökün ediyor. İstanbul’da yaşayanların bir bölümü böyle zamanlarda çeşitli nedenlerle, yine de kente yakın yerlere gitmeyi tercih ediyor. Benim böyle zamanlarda ilk tercihlerimin arasına Marmara’nın adaları giriyor.

İki buçuk saat gibi bir deniz yolculuğundan sonra, suya, iyoda, rüzgâra, denizin envai çeşit kokusuna erişiyorum. Avşa’nın merkezine adım atar atmaz gördüğüm kıpır kıpır gençliğe bakıp “Burası” dedim, “eğlenmek isteyen, tatili müzikle, vur patlasın, çal oynasın biçiminde coşarak, oynayarak geçirmek isteyenlerin yeridir. Kendinde bezginlik, ihtiyarlık duyumsayanlar burada zorlanır”. Avşa, Marmara ve Paşalimanı’yla birlikte üç büyük adanın hem en çok konut barındıranı hem de en çok turist ağırlayanı. İçine girdikçe onun açıklıklarını, koylarını, gizlilerini, tarihi dokusunu keşfettikçe buranın “sadece yaz için gelinecek bir yer olduğu” düşüncesi de, kalabalıktan hazzetmeyenlerin gelmekte zorlanacakları savı da yıkılıyor.

Hagios Georgios Manastırı adayla aynı adla da anılan merkez yerleşim Türkeli’nin içinde, Manastır mevkiindedir. Burada yapılan çalışmalarla, manastırın o geniş alanındaki çalılıklar temizlendi, temeller açığa çıktı ve tarihsel açıklayıcılığı olan son derece büyük yapı izlenir kılındı. Manastır kalıntılarına iskele meydanından yürüyerek 30-40 dakikada varabilirsiniz. Üstelik istediğiniz noktadan toplu taşıma da bulabilirsiniz.. Kimi kaynaklarda manastırın “1628 tarihinde Leonidas ve Siemon isimli iki papaz tarafından yaptırıldığı” yazıyor.

Avşa’nın iki büyük ovasından biridir Türkeli. Gedeon’un bir inanıştan yola çıkarak yazdığı “Triniti Kilisesi” söylencesi bugün bile konuşulmakta: “Aksi rüzgârlar estiği zamanlarda yakınları denizlerde olan adalı Rumlar, yolundan kalan gemicilerin kurtulması için bu yıkıntıların etrafını bilmem kaç kez dolaşırlar. O zaman rüzgârların yönü değişir, denizciler evlerine dönermiş.” Gelin görün ki adada saptanabilmiş bu isimde bir kilise yoktur. Ama buranın çok güzel, sakin, temiz koyları vardır. Ben bu koylarda dolaşırken, akşam serinliğiyle denize karşı içilen şarabın, aşk şarkılarının, denizin sesinin sahici efsanesini gördüm.
Avşa Adası’nın dört bir yanını, koylarını gezmek için her an bir deniz aracı bulabilirsiniz. Çınar Koyu, Kumburnu, Mavi Koy, Değirmen, Manastır, Kumtur, Beyaz Saray benim gönül rahatlığıyla önereceğim yerler.

Yiğitler köyü deyince bence ilk akla gelen, Altınkum, Tavşanlı, Çokincir, Yahya Bağları, Somok, Kaleveros gibi plajları, koyları olmalı. Adanın doğu kıyısındaki ovaya kurulmuş Yiğitler köyünde şarapçılık ve balıkçılık bugün de yapılıyor. Bir de bölgenin taş ustaları bu köyde toplanmış demekten insan kendini alamıyor. Çünkü balıkçılık ve şarapçılık yapanların çoğu da taştan, taşın kalbinden anlıyor.

Avşa’dan balıkçı Mehmet’le Paşalimanı Adası’na doğru yola çıkıyoruz. Avşa’yla Paşalimanı arasındaki küçük adanın adı, Koyun Adası. Burası uzun yıllar boyunca Avşa’nın ve Paşalimanı’nın koyun ağıllarını barındırdı. Günümüzde adanın güney ucundaki 20 yazlık yapı dışında başka yerleşim yok. Elektrik gereksinmelerini güneşten, kullanma suyunu kuyulardan alan Koyun Adası halkı, içme suyunu ise yakın yerleşimlerden sağlıyor. Sükûnet diye ben buna derim. Denizi içinde, denizi her yanında duyumsamak denince, ben de bu yolculuk hiç bitmesin isterim.

Yer Adası (Pale), Koyun Adası’nın biraz ilerisinde. Bu küçücük kara parçasında tanımlanmamış bazı yapılar var. Kimi “balıkçı barınağı” diyor, kimi “tapınak”. Pale’nin biraz çaprazında Mamali Adası yer alıyor. Burada yerleşim yok. Marmara Denizi’nin bu kesitinde yerleşim olmayan beş küçük ada daha var: Hasır, Fener, Asmalı ve Paşalimanı Koyu’ndaki iki adacık.

Gölgeleri bile kaynatan saatlerde, plajlarda yığılmış insanlara bakıyorum. Denize özlem mi bu; yoksa, bronzlaşma modasının insanları ittiği bir illüzyon mu?  Bilmiyorum. Ama Paşalimanı’nın içleri, bahçeleri, sessizliğin seslerini dinlemeye çağırıyor insanı.

Yakın Tatil

Avşa, Marmara Denizi’nin güneybatısındaki üç büyük adadan biri.
Marmara ve Paşalimanı’na kıyasla en çok turisti o ağırlıyor;
akşamları da ışıl ışıl oluyor.

ATLAS TATİL 2011 / Yazı: Tevfik Taş  Fotoğraf: Sinan Çakmak